ANKARA – Türkiye ile Almanya arasında 30 Ekim 1961’de imzalanan İşgücü Anlaşması’nın 65. yıl dönümü dolayısıyla açıklama yapan İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Almanya’daki Türkiye kökenli toplumun ülkenin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek demokratik katılımın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Almanya’da üç milyonu aşan Türkiye kökenli nüfusun ülkenin ekonomik, toplumsal ve siyasi yaşamına önemli katkılar sunduğunu vurgulayan Yeneroğlu, ilk kuşağın fabrikalarda, madenlerde ve atölyelerde verdiği emeğin sonraki kuşakların bilim, sanat, eğitim ve ticaret alanlarındaki başarılarıyla devam ettiğini ifade etti.
Göçmen kökenli vatandaşların belediye meclislerinden eyalet parlamentolarına, Federal Meclis’ten Avrupa Parlamentosuna ve bakanlıklara kadar uzanan siyasi temsiline dikkat çeken Yeneroğlu, bu gelişimin uzun yıllara yayılan demokratik katılım mücadelesinin sonucu olduğunu kaydetti. Göçmen ailelerin çocuklarının ülke yönetiminde sorumluluk üstlenmesini Almanya demokrasisinin kazanımı olarak nitelendirdi.
AŞIRI SAĞIN YÜKSELİŞİNE KARŞI UYARI
Almanya ve Avrupa’da aşırı sağın güç kazanmasının endişe verici olduğunu belirten Yeneroğlu, bu eğilimin yalnızca parlamentolarla sınırlı kalmayacağını, kamu yönetimi, eğitim, iş hayatı, medya ve gündelik ilişkiler üzerinde de etkili olabileceğini söyledi.
İnsanların kökenleri ve inançları üzerinden hedef gösterilmesine alışılmasının ayrımcılığın daha kolay kabul gördüğü bir ortam oluşturduğunu ifade eden Yeneroğlu, demokratik partilerin aşırı sağın söylemlerini benimsemesinin de bu süreci hızlandırabileceği uyarısında bulundu.
Yeneroğlu, Almanya’yı yurt edinmiş insanların aidiyetlerinin sürekli sorgulanmasının eşit haklara ve birlikte yaşama iradesine zarar verdiğini belirterek ırkçılığa, yabancı düşmanlığına, Müslüman karşıtlığına ve her türlü ayrımcılığa karşı tutarlı bir tutum çağrısı yaptı.
“DEMOKRASİYE KATKIDA DA BULUNMALIYIZ”
Demokratik haklardan yararlanmanın yanı sıra demokrasinin korunmasına ve güçlendirilmesine katkıda bulunmanın da önemli olduğunu vurgulayan Yeneroğlu, aktif yurttaşlığın yalnızca seçimlerde oy kullanmakla sınırlı olmadığını ifade etti.
Siyasi partilerde, sendikalarda, meslek kuruluşlarında, okul aile birliklerinde ve sivil toplum kuruluşlarında görev almanın önemine işaret eden Yeneroğlu, eğitim, barınma ve sosyal adalet gibi toplumu ilgilendiren konularda sorumluluk üstlenilmesi gerektiğini kaydetti.
Farklı kökenlerden, inançlardan ve yaşam tarzlarından insanlarla demokratik değerler etrafında daha güçlü ilişkiler kurulması gerektiğini belirten Yeneroğlu, gençleri siyasette daha fazla yer almaya teşvik etti.
MERZ’İN AÇIKLAMALARINA DEĞİNDİ
Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in anlaşmanın 65. yılı dolayısıyla yaptığı konuşmayı da değerlendiren Yeneroğlu, Türkiye’den gelen göçün Almanya’yı zenginleştirdiğinin kabul edilmesini önemli bulduğunu belirtti.
Merz’in “remigrasyon” söylemini modern Almanya’ya yönelik bir saldırı olarak nitelemesine ve üçüncü kuşakta dahi yabancı muamelesiyle karşılaşılabildiğini kabul etmesine değinen Yeneroğlu, bu açıklamaların hükümet politikalarına da yansıması gerektiğini söyledi. Ayrımcılığa karşı etkili koruma mekanizmalarının ve toplumsal yaşama eşit katılımın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
TÜRKİYE’YE DİASPORA POLİTİKASI ÇAĞRISI
Türkiye’nin yurt dışında yaşayan vatandaşlarının değişen ihtiyaç ve beklentilerini daha iyi anlaması gerektiğini belirten Yeneroğlu, diaspora konusunda düzenli araştırmalara, güvenilir verilere ve uzun vadeli politikalara ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
TBMM’de göç ve yurt dışında yaşayan vatandaşların sorunlarını sürekli takip edecek bir ihtisas komisyonu kurulmasını öneren Yeneroğlu; emeklilik, sosyal güvenlik, vatandaşlık işlemleri, askerlik ve yabancı plakalı araçların Türkiye’de kullanımı gibi konularda verilen sözlerin yerine getirilmesi gerektiğini kaydetti.
Türkçenin ve kültürel bağların korunmasının da sürekli destek gerektirdiğini vurgulayan Yeneroğlu, göçün 65. yılında Almanya’daki ilk kuşağı saygıyla andı; ırkçı saldırılarda hayatını kaybedenleri rahmetle yad etti.
Yeneroğlu, gelecek kuşaklara karşı sorumluluğun herkesin özgür ve eşit yaşayabildiği bir Almanya için birlikte çalışmak olduğunu belirtti.


